DERS

• 22/12/2006 - HAVA DİRENCİ

 

Hava direnci, hava içerisinde hareket eden cisimlere hava tarafından uygulanan ters yönlü, sürtünmeden kaynaklanan kuvvettir. Hava, herhangi bir cisme her yönden baskı yaparak, değişik yönlerden farklı kuvvetler uygular.

Baskı uygulanan cismin yoğunluğu eğer  havanınkinden düşük ise (uçan balonlarda olduğu gibi), bu durumda havanın kaldırma kuvveti nedeniyle cisim  yukarı doğru yükselir.

Havanın bu kaldırma kuvvetinden uçaklarda faydalanmaktadır. Özellikle motorsuz uçaklar (planör) havanın kaldırma kuvveti sayesinde havada  kalarak uçuşlarını gerçekleştirmektedirler.

 

Hava direncinden olumlu olarak yararlanan diğer bir araç paraşütlerdir. Hava direnci olmasa paraşüte yeteri kadar hava vurmaz böylece  daha hızlı şekilde  yere doğru inerdi.

 

Hava direnci olmasaydı bazı araçlar daha rahat giderek yakıt tüketimini  azaltacaktır. Bazı savaş uçakları, özellikle uçak gemilerine inenler  yavaşlamak için arkalarında  açılan paraşütü kullanır. Hava direnci olmasaydı uçaklarda yön kontrolü olmaz, daha hızlı ve daha kontrolsüz bir şekilde inerdi.

Bazı yelkenli teknelerde de havadan yararlanamayıp hareket edemeyecekti.

 

Hava yaşamamamız için ne kadar gerekli ise hava direnci de birçok uygulamalar için o kadar gerekli bir güçtür.

Yorum (366) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 22/12/2006 - SÜTÜN BESİN DEĞERİ

Çok mükemmel bir gıda maddesi olan sütün besin değerini, bileşimine göre beş ana başlık altında toplayarak açıklayabiliriz.

Laktoz (Süt şekeri)


•  Doğada yüksek oranda sadece sütte bulunan laktoz enerji sağlar.
•  Sütte bulunan galaktoz, beyin ve sinir dokularının oluşumunda rol oynar.
•  Laktozun hidrolizi sonucu oluşan laktik asit bağırsaklarda istenmeyen mikroorganizmaların gelişimini dolaylı olarak inhibe eder ve tipik barsak florasını geliştirici etki yapar.
•  Laktoz vücudun kalsiyum ve fosfordan daha iyi yararlanmasını sağlar. Bu nedenle kemik ve diş oluşumunda, bebeklerin beslenmesinde önemli rol oynar.
•  Laktoz enzimi yetersizliği nedeniyle laktoz intoleransı gösteren kişilerin süt yerine fermente süt ürünlerini tüketmeleri önerilmektedir.

Süt yağı


Dengeli beslenmede yeterli miktarda yağın gıdalarla birlikte alınması önemlidir.
•  Süt yağı enerji kaynağıdır.
•  Süt yağı, laktozun en iyi şekilde kullanımını ve vücudumuz için gerekli olan A, D, E, K vitaminlerinin taşınmasını sağlar.
•  Süt yağındaki fosfolipitler, beyin ve sinir hücrelerinin hayati önem taşıyan kısımlarını oluşturur.
•  Vücut için gerekli olan doymamış yağ asitlerini bünyesinde bulundurmasından dolayı süt yağının beslenmede önemli fonksiyonları bulunmaktadır.
•  Çeşitli gıda maddelerinde bulunan kolestrol miktarına göre süt, sanıldığı kadar yüksek oranda kolestrol içermemektedir. 100 mililitre sütün içerdiği kolestrol miktarı sadece 12 gramdır.

Süt proteini


Vücudun yapı taşı olarak kabul edilen proteinlerin beslenmede önemli bir yeri bulunmaktadır.

•  Süt proteininin biyolojik değeri bitkisel proteinlere göre daha yüksek olduğundan, vücut  diğer proteinlere oranla süt proteininden daha iyi yararlanmaktadır.
•  Süt proteini hücre ve dokuların oluşmasında önemli rol oynar.
•  Süt proteini büyüme ve gelişmeyi sağlar.
•  Süt proteini saç ve tırnakların oluşumunda büyük rol oynar.
•  Süt proteini kasların kasılmasına yardımcı olur.
•  Süt proteini vücutta ödem yapan sıvıların toplanmasını önler.
•  Süt proteinlerinde büyük bir kısmı “esansiyel amino asit” olan yaklaşık 23 adet amino asit bulunmakta olup, bunların bir kısmı hayati önem taşımaktadır.

Mineral maddeler


İnsanların iyi bir şekilde beslenmesi için bütün minerallere ihtiyaçları vardır. Sütte bulunan başlıca mineraller fosfor ve kalsiyumdur.

•  Kalsiyum özellikle çocukların kemik ve diş oluşumlarının tamamlanmasında büyük rol oynar.
•  Kemik yoğunluğunun en üst noktaya ulaştığı 25-30 yaşlarına kadar alınan kalsiyum kemik yoğunluğunun artmasına neden olmaktadır. Bu yaşlardan sonra kemik yoğunluğu artmamakta ancak kalsiyum alımına düzenli olarak devam edildiğinde kemik yoğunluğundaki azalma yavaşlamakta veya gecikmektedir. Süt içmenin kemik yapısına olan olumlu etkisi en fazla çocukluk ve gençlik yıllarında görülmektedir. Bu dönemlerde yeterli süt tüketimi, dolayısıyla kalsiyum alımı, tüm yaşam boyunca kemik sağlığı için önemlidir.
•  Kalsiyum ihtiyacı özellikle hamilelik ve emzirme döneminde de önemli olup, bu dönemlerde yetersiz kalsiyum alımı, ileri yaşlarda "osteomalacia" ve "osteoporosis" gibi kemik hastalıklarına yol açmaktadır.
•  Sütte bulunan fosfor, kemik oluşumunda önemli rol oynamaktadır.

Vitaminler


Süt, beslenmemiz için gerekli olan, yağda ve suda eriyen vitaminlerin hepsini içermektedir.

•  Özellikle zeka gelişiminde etkili olan, deri ve göz sağlığında gerekli B2 vitamini (rib oflavin) için süt en iyi kaynaktır.
•  Vücudun ihtiyacı olan B12, A ve C vitaminleri süt içerek önemli ölçüde karşılanabilmektedir.
•  Sütteki vitaminler hastalıklara karşı direnci arttırır.
•  Sütteki vitaminler büyümeye yardım eder.

Sütün yararları

•  Kemik erimesini önler.
•  Mikrobik enfeksiyonlara karşı etkilidir.;
•  İshali tedavi eder
•  Mide rahatsızlıklarını giderir.
•  Sindirim sistemini düzene sokar.
•  Ülseri önler.
•  Beyne enerji verir.
•  Diş çürüklerini önler.
•  Kronik bronşiti önler.
•  Tansiyonu düşürür.
•  Yağsız süt, kolestrolü düşürür.
•  Kanserin önlenmesine yardımcı olur.

 

 

 

5 bin yıldır süt içiyoruz

İnsanoğlu 5 bin yıldan beri süt içiyor. Bu konudaki ilk kayıtlar Dicle ve Fırat ırmakları arasında kurulmuş olan Sümer uygarlığının Ur kentinde bulunmuştur.

Bir yaşam mucizesi diye nitelenebilecek kadar büyük besin değerine sahip olan sütün insan yaşamındaki yeri, insanlık tarihi kadar eski. Milattan önce 26'ncı yüzyıla ait Babil kabartmalarında süt ve süt kesiği temalarının işlendiğini görüyoruz.

Yine milattan önce 8'inci yüzyılda Homeros'un yazılarında süt, süt kesiği ve peynirle ilgili anlatımlara rastlanır.

Keza İncil'de İbrahim peygamberin üç meleğe tatlı ve ekşi süt sunduğu anlatılır.

Ne Kadar Süt İçmeliyiz?

Çocuklarda süt, günde yarım litreden fazla içildiğinde demir eksikliğine sebep oluyor. Bu da beyin gelişimini ve öğrenmeyi olumsuz etkiliyor. Bir yandan da kansızlığa ve diş çürümelerine yol açıyor. Sürekli ve fazla miktarda süt içmek, ayrıca beraberinde düzensiz beslenmeyi getiriyor. Bu sebeple en güzeli her zaman için tek yönlü değil, çeşitli ve dengeli beslenmek.

 

 

Anne Sütünün Faydaları

Anne sütü ile emzirme ne kadar uzun ise anne sütünün bebek ve anne için faydaları da o kadar fazla olur ve o kadar uzun sürer.

Anne sütü ile emzirme ne kadar uzun ise anne sütünün bebek ve anne için faydaları da o kadar fazla olur ve o kadar uzun sürer. Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akedemisi anne sütüne mümkün olduğunca uzun, en az 1 yıl süreyle devam edilmesini önermektedirler.
Bebek için faydaları:

Bebeğinizi bazı hastalıklar ve enfeksiyonlardan korumaya yardımcıdır. İçerdiği koruyucu maddeler nedeniyle anne sütü alan bebeklerde kulak enfeksiyonu, allerjiler, kusma, ishal, bronşit, bronşiolit, menenjit daha az sıklıkta görülür. Anne sütünün içeriği bebeğin değişen ihtiyaçlarına göre değişim gösterir. Sabah ile akşam içeriği farklıdır. İlk ayda üçüncü aydan daha farklıdır. Bebek prematüre doğmuşsa prematüre bebeğin ihtiyaçlarına göre farklılık gösterir. Bebek için sindirilmesi en kolay olan besindir. Bu nedenle bebekler daha sık beslenmek ister ve daha iyi kilo alırlar. Ayrıca karın ağrısı, gaz sancısı ve kabızlık daha az sıklıkta görülür. Anne sütü alan bebeklerde "ani beşik ölümü sendromu (SIDS)" daha az sıklıkta görülür. Temas, sıcaklık ve yakınlık sağlayarak emzirme ile anne ve bebek arasında özel bir bağ oluşur. Bebeğin ruhsal gelişimi için faydalıdır. Hazırlama zahmeti yoktur ve istediğiniz her zaman mevcut, kullanıma hazır, temiz ve uygun sıcaklıktadır. Maliyeti yoktur. Çevre kirliliğine yol açmaz. Emzirme ile en iyi çene, dişeti ve diş gelişimini sağlanır.
Anne için faydaları:

Kalori yakmanızı sağlayarak doğum öncesi kilonuza dönmenize yardım eder. Over (yumurtalık) ve göğüs kanseri riskini azaltır. Kemik yoğunluğunu artırır. Adet kanamalarının başlamasını geciktirir. Doğum sonrası uterusun normal boyutlarına dönmesine yardım ed

 

Süt, başta gelişme çağındaki çocuklar olmak üzere, 7'den 70'e herkesin vücudu için lüzumlu olan bütün besinleri dengeli olarak içinde bulunduran, vazgeçilmez tek besin kaynağıdır.

Süt, büyüme ve gelişmenin temel yapı taşlarını içerir. Vücudun birçok hayati fonksiyonunu sağlayan kalp, sinir ve kas hücreleri için gerekli unsurlara sahiptir. Sütte, kalsiyumun yanı sıra, potasyum, fosfor ve protein bulunur.

Süt, hücre dokularının oluşmasında, yıpranan kısımların yenilenmesinde önemli rol alırken, uzun ve sağlıklı bir hayat için ideal bir besindir.

Bilhassa, 2 yaşın altındaki çocuklara tam yağlı süt verilmelidir.

Faydaları saymakla bitmeyen sütün veya sütten yapılan yiyeceklerin günde en az yarım litre tüketilmesi gerekmektedir. Ancak Türkiye'de, kişi başına yıllık süt tüketimi, sadece 5-6 litre düzeyindedir. Dünya yıllık süt tüketimi ortalaması ise 18-20 litredir. Yıllık süt tüketimi, AB ülkelerinde 80-90 litre, ABD'de ise 120 litreye kadar çıkmaktadır.

Yarım kilo süt, günlük ihtiyacımız olan; kalsiyumun % 75'ini, fosforun % 60'ını, iyotun % 25'ini, B2 ve B12 vitaminlerinin % 77’sini, C vitamininin % 15'ini, A vitamininin % 23'ünü, D vitamininin ise % 16'sını karşılar.

Dengeli ve sağlıklı beslenmenin en temel öğelerinden birisi olan sütün diğer bazı faydaları şöyle özetlenebilir:

-Büyüme ve gelişmeyi sağlar,

-Dişleri korur ve çürükleri önler. Yemek arası içecek olarak dişleri de korur,

-Hücre ve doku oluşumunda rol alır,

-Saç ve tırnak oluşumunda rol alır,

-Yağsız süt, kolesterolü düşürür,

-A, B, C, D, E, K vitaminlerni içerir,

-Yaraların çabuk kapanmasını sağlar,

-Kanın çabuk pıhtılaşmasını sağlar,

-Kasları güçlendirir,

-Hücreleri onarır,

-Kemikleri sertleştirir,

-Kronik bronşiti önler,

-Kemik erimesini önler (yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kemiklerdeki kalsiyum ve proteini hızlı kaybederiz. Böylece kemikler yavaş yavaş kuvvetini kaybedip, daha kırılgan hale gelir),

-Beynin gelişmesinde faydalıdır.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 21/12/2006 - BUZULLAR

Kuzey Kutbu'nda buzul kalmayacak

Kuzey Kutbu'nun uydudan çekilen fotoğraflarını inceleyen bilimadamları erimenin hızlandığını ve 100 yıl içinde buzulların eriyeceğini açıkladı.

Yüzde 9'u kayboldu
Küresel ısınma dünyamız üzerindeki etkisini en çok Kuzey Kutbu'nda hissettiriyor. Kuzey Kutbu'nun uydudan çekilen fotoğraflarını inceleyen bilimadamları, buzullardaki erimenin hızlandığını ve 100 yıl içinde buzulların tamamının eriyeceğini açıkladı. NASA'nın uydu aracılığıyla çektiği son fotoğraflarda, Kuzey Kutbu'ndaki buzulların 1979'dan bu yana yüzde 9'unun eridiği tespit edildi.

Deniz seviyesi yükselecek
Norveç'te açıklanan araştırma sonuçlarına göre 100 yıl içinde kuzeyde hiç buzul kalmayacak. Hazırlanan 1800 sayfalık raporda küresel iklim değişikliği ile birlikte felaket getiren seller yaşanacağı açıklandı. Bilimadamları, küresel ısınmanın neden olduğu buzul erimeleri ile okyanuslardaki su miktarının artacağını, bunun sonucunda da deniz seviyesine yakın bölgelerin sular altında kalacağını belirtti.

Isınma Buzulları Neden Etkiliyor?
Küresel ısınmanın buzullar üzerinde etki göstermesinin nedeni buzların beyaz olması. Beyaz renk güneş ışınlarını yansıtıyor. Yansıyan ışınlar daha koyu renkte olan okyanus ve karalar tarafından emiliyor. Bu da okyanus sularının daha çok ısınmasına sebep oluyor. Isınan okyanus suları buzulları eritiyor. Kısacası buzullar direkt güneş enerjisi ile değil suların ısınmasıyla eriyor.

Dünyaya neler oluyor?
Amerikan, İngiliz
ve Avustralyalı bilimadamları ortak bir raporla dünyanın 10 yıl sonra çevre felaketleri açısından geri dönülemez noktaya geleceğini duyurdu. Çünkü dünya ısınıyor

Karbondioksit oranı artıyor, okyanuslar ısınıyor, buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor, orman yangınları artıyor, buzul tabakaları parçalanıyor, göller küçülüyor, kurak dönemler uzuyor, ırmaklar kuruyor
Kış sıcaklıkları artıyor, ilkbahar erken geliyor, sonhabar gecikiyor, bitkiler erken çiçek açıyor, göç dönemleri değişiyor, yaşama alanları farklılaşıyor,
kıyı şeritleri erozyona uğruyor, mercan resifleri ağarıyor, kar yığınları azalıyor, bulut ormanları kuruyor, hastalıklar yayılıyor, yüksek enlemlerde sıcaklık artıyor, dünyaya neler oluyor?

Rapora göre 1960'lardaki kirlenme buzulların yüzde 20'sini eritti. 300 bilimadamının yürüttüğü araştırma sonuçlarına göre, Kuzey Kutbu'ndaki ısınma dünyanın geri kalanından iki kat daha hızlı. Bugünkü ise 2070'te dünyayı buzulsuz bırakacak, küresel çölleşme olacak, denizler yükselecek.

Dünya küresel ısınma yüzünden 10 yıl içinde geri dönülmez bir noktaya gelecek. Ormanların yok olması sonucu çölleşme yaşanacak, bu tarıma da yansıyacak, deniz seviyesi yükselecek ve dünya salgın hastalıkların pençesine düşecek. Bu felaket senaryoları "korkutucu" fakat "gerçek."

 

Tehditin boyutları

WWF tarafından yapılan araştırmaya göre, küresel ısınma bu yüzyılın sonunda bitki ve hayvan habitatının üçte birini tehdit ediyor. Nadir görünen türler ve bölünmüş ekosistemler şimdiden kirlilik ve ormanların yok edilmesinden dolayı tehdit altında ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

1990'lar geçen yüzyılın en sıcak yıllarıydı. Küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanusun derinliklerine, Ekvator'dan kutuplara kadar hissediliyor. Küresel ısınmanın etkileri gezegenin her yanında görülüyor, milyonlarca insanı sel, kuraklık ve susuzlukla karşı karşıya bırakıyor.

Avustralya'da 2002 yılında yaşanan şiddetli kuraklığın ana nedeni küresel ısınmaydı. Kuzey Pasifik'te somon popülasyonunda, bölgedeki sıcaklığın normalden 6 derece artması yüzünden büyük düşüş görüldü.

Kalifornia kıyılarında yüzlerce deniz kuşunun, denizlerin ısınması yüzünden besin kıtlığı yaşamalarının sonucunda, öldüğü görüldü. Okyanuslardaki ısının artmasıyla mercan kayalıklarının büyük zararlar gördüğü belirlendi.

Avustralya'daki Great Barrier Reef, sürdürülebilir olmayan balıkçılık yöntemleri, yapılaşma ve iklim değişikliği yüzünden çok yakında kaybedilme tehlikesiyle karşı karşıya.

Şikago, Atina ve Yeni Delhi gibi şehirlerde ölüm çanları artarak çaldı, sıcak hava dalgalarından bunaldılar. Yükselen deniz seviyesi Pasifik adaları ve Hint Okyanusu'ndaki adaların çoğunu tehdit ediyor.

Büyük kasırgalar, seller, kuraklık ve sıtma gibi hastalık salgınları bizi bekliyor. Küresel ısınma, çevre felaketlerin etkilenen mültecilerin zorunlu göçleri yüzünden bölgesel çatışmalar yaşanabilir. Küresel ısınma yüzünden dünya ormanların ve hayvan türlerinin üçte biri tehdit altında.

Türkiye'de hava 3-3.6 derece ısınacak
Bilimadamları sadece 11 Avrupa ülkesinde 2001 yılında 80 kişinin seller yüzünden hayatını kaybettiğini belirtirken, sıcak dalgasından geçtiğimiz yıl 20 bin kişinin öldüğüne dikkat çekiyor. Son 5 bin yıldır Avrupa'daki buzulların şu an en alçak durumunda olduğuna da dikkat çeken Avrupalı bilimadamları, bu yaşanan ani iklim değişikliklerinin 600 bin kişiyi etkilediğini ve sadece geçen yıl 18.5 milyar dolarlık zarara yol açtığını kaydetti. Bilimdamlarının çıkardığı haritaya göre; Türkiye'de 3 ila 3.6 derece oranında ısınacak. Özellikle güneyde artış daha fazla görünüyor.

Grönland'da orman varmış
ABD'nin saygın üniversitelerden Colorado Üniversitesi Prof Dr. James White başkanlığında yürütülen Greenland Ice Core Project çerçevesinde yapılan araştırmalar, Grönland'ın da eskiden "ormanlık bir alan" olduğunu ortaya çıkardı. White ve ekibinin adayı kaplayan buzullar üstünde yaptığı araştırma, tam "3 kilometre" derinlikte sonuç verdi. Ekip elde edilen sonuçlar içinde çam tipi iğneli ağaçlarınkine benzeyen dikensi yaprakların, buğdaya benzeyen bitkilerin ve otların olduğunu tespit etti. 2003 yılı yazında 3085 metre derinlikte bir kayaya ulaştı ve araştırmalarını o derinlikte devam ettirmeye karar verdi. Yapılan özel işlemler sayesinde de son 123 bin yıldır adada meydana gelen değişiklikleri tespit edebildiler.

 

Neler yapabilirsiniz?

Pek çok ülke, çevreye son derece zararlı olmasına karşın, özellikle kömür gibi fosil yakıtları kullanmaktadır.

Kyoto protokolü sera gazı emisyonlarını azaltmaları için OECD ülkelerine çağrıda bulunmaktadır. Kyoto'da 2008-12 yılları arasında toplam sera gazı emisyonlarının 1990 yılı seviyesinin %5.4 altına çekilmesi hedeflenmiştir.

WWF, dünya çapında yürüttüğü Powerswitch! kampanyasıyla, hükümetler ve iş dünyasını yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı konusunda sorumluluk almaya davet ediyor. Kampanya kapsamında, kömür, petrol, doğal gaz gibi fosil yakıtlar ve nükleer enerji yerine su, jeotermal, biyokütle ve güneş enerjisinin kullanılması teşvik ediliyor.

Ulusal enerji stratejileri en az 30 yıllık bir süreyi öngörür şekilde hazırlanmalıdır. Diğer enerji kaynaklarının geliştirilmesine ve güvenli kullanımına yönelik politikalar belirlenilmelidir. Ulusal enerji politikasının oluşumuna sivil toplum kuruluşlarının ve yerel halkın katılması sağlanmalıdır.

Çevresel Etki Değerlendirmesi yapılmak koşuluyla, yerel ölçekte rüzgar ve güneş gibi alternatif enerji kaynaklarından yararlanılmalıdır.

Tarım, amonyak ve metan gibi değişik emisyonların atmosfere karışmasına neden olmaktadır. Avrupa amonyak emisyonunun %90'ı çiftlik hayvanları ve kimyasal gübrelerden kaynaklanmaktadır. Kimyasal gübre kullanımı, bir sera gazı olan azotdioksit emisyonunu da artırır. Azot ve fosfor içeren gübrelerin kullanımı azaltılmalıdır.

Siz neler yapabilirsiniz?
Otomobilinizin hava ve yakıt filtrelerinin her zaman temiz olmasına dikkat edin. Çok tozlu ortamlara yaptığınız yolculuklardan sonra mutlaka filtrelerinizi temizletin. Kirli filtreler fazla yakıt harcanmasına yol açar.

Araç klimanızı yalnızca gereksinim duyduğunuzda çalıştırın. Klima daha fazla yakıt harcamaya yol açar.

Günümüzde çalıştırılmadan önce otomobillerin motorlarının ısıtılmasına gerek yoktur. Motoru ısıtmak daha fazla yakıt tüketmenize neden olur.

Pencerelerinizde çift cam tercih edin.

CFC içeren spreyleri kesinlikle kullanmayın. Etiketinde ozon dostu yazan ürünleri seçin.

 

 

 

 

 

 

İngiliz bilim adamları, Dünya'nın küresel ısınmanın etkisiyle gelecek 1000 yıl içerisinde büyük çaplı iklim değişikliklerine sahne olacağını anlatan yeni bir rapor yayımladı. Ve raporun sonuçlarına dayanılarak Dünya'nın 1000 yıl sonra sular altında kalacağı sonucuna varıldı. Times gazetesinin haberine göre, İngiltere'deki Tyndall İklim Değişikliği Araştırma Merkezi'nce hazırlanan raporda, 3000 yılına kadar Dünya üzerindeki sıcaklığın 15 derece artacağı ve ısı artışıyla eriyen buzulların etkisiyle deniz seviyesinin ortalama 11 metre yükseleceği belirtildi. 3000 yılında Dünya'nın ne hale geleceği de yukarıdaki grafikle anlatıldı.

 

 Bu yazılardan da anlayacağınız gibi dünya kötü bir sona yaklaşmaktadır. Küresel ısınma dünyadaki buzulları eritiyor.Böylece yıllar sonra dünya su altında kalabilir.Bizlerde bu durumu önleyecek tedbirler almalıyız.İlk olarak ozon tabakasındaki deliğin kapanması gerekir.Ozon tabakasının delinmesine sebep olan zehirli gazların kullanılmamasına önem göstermeyiz.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

OKUL

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Son Sayfa |